Prof. Dr. Ahmet Maranki kimdir?


28/10/2009 · Kategori: Prof_Dr_ Ahmet Maranki

Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu.
Kafkasya ve Azerbaycan’da bilim adamı oarak bulunan yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır.
Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bitkisel Kürler


28/10/2009 · Kategori: Prof_Dr_Ibrahim Adnan Sara_oglu

Egzemaya karşı beyaz dut kürü:

Yarım litre suyu çelik tencerede kaynatınız. Kaynadıktan sonra içerisine bir avuç beyaz dut kurusu ilave edilir ve 7 dakika hafif ateşte kaynatılır. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ılıkdan biraz sıcak (yakmayacak şekilde) egzamalı elinizi tencerinin içine sokunuz. En az on dakika etki ettiriniz (elinizi içerisinde bekletiniz). Bir saat elinizi yıkamayınız. Daha sonra sadece su ile durulayınız. Haftada 3 kez uygulanır. Her defasında taze hazırlanmak zorundadır.

En geç iki hafta içerisinde sonuç alınamıyor ise, kürü sonlandırınız.

Adet düzensizliği ve aşırı tüylenmeye karşı aslan pençesi kürü:

Üç-dört gram (bir tatlı kaşığı) kurutulmuş testere dişli arslanpençesi kaynamakta olan bir bardak (150-200 ml) klorsuz suya atılır. Kısık ateşte on dakika kaynatmaya devam edilir. Daha sonra soğumaya bırakılır ve ılıyınca süzülür. Bir ay boyunca her gün bir su bardağı içilir. Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra aynı şekilde bir aylık kür tekrar edilir. Ve kür sonlandırılır. Kürün en uygun içim zamanları sabah kahvaltısından iki saat sonra veya öğleden sonra aç karnına içmektir.

Prostat rahatsızlıklarına karşı brokoli kürü:

Kür 1: İyi huylu prostat büyümesine ve prostatite karşı (şikâyetiniz 1-2 yıldan beri devam ediyor ise)

Yaklaşık, bir litre kaynamakta olan suyun içine 200-250 gram brokoliyi atınız. Hafif ateşte en fazla 4-5 dakika haşlayınız. Ilıdıktan sonra süzüp ayırınız. Üçte birini sabah, üçte birini öğlen ve son kalan üçte birini de akşam aç karına içiniz. Brokoli suyunu içtikten sonra yirmi dakika hiçbir şey yeyip içmeyiniz (su hariç). Eğer çalışan bir insan olarak öğle üzeri evinizde bulunamıyorsanız, yarısını sabah, diğer yarısını da akşam aç karına içebilirsiniz. Bu taktirde bir litre su yerine 500-600 ml su alabilirsiniz. Haşlanmış olan brokoliyi de yemeklerinizin arasında salata olarak tüketebilirsiniz. Haşlanmış brokoli parçalarını tüketmek zorunda değilsiniz. Mühim olan haşlama suyunu tüketmektir. Her yedi günlük uygulamanın sonunda üç gün ara veriniz. Toplam uygulama zamanı yirmibir gün olacaktır (üç günlük aralar hariç).
Uygulama tamamlandıktan sonra ileriki zamanlarda şikayetleriniz tekrar ortaya çıkmaya başlayınca bu defa onbeş günlük brokoli kürü uygulamanız gerekir. Sabah erken işe gitmek durumundaysanız, sabah ve akşam içeceğiniz haşlanmış brokoli suyunu akşam hazırlayınız. Geri kalan yarısını sabah içimi için buzdolabında koruma altına alabilirsiniz.

Kür 2: İyi huylu prostat büyümesine ve prostatite karşı (şikâyetiniz 2 yıldan fazla devam ediyor ise)
Kür 1’in aynısıdır. Sadece uygulama zamanı daha fazladır. Bu durumda en az 45 gün uygulanır (üç günlük aralar hariç). Uygulama tamamlandıktan sonra ileriki zamanlarda şikayetleriniz tekrar ortaya çıkmaya başlayınca bu defa 15 günlük brokoli kürü uygulamak gerekir.

Hemoroide (basur) iyi gelen kür:

Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 15 dakika önce tüketilecek dereotu basura karşı mükemmel bir çözüm getirmektedir. Bir ay boyunca uygulanmalıdır.

Toksin atmak, zayıflamak için ve kolon kanserine karşı beyaz lahana kürü:

Beyaz lahananın toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici özelliğinden istifade edebilmek için, kaynamakta olan yarım litre suda 6-7 adet beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak), on dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte haşlanır, sabah ve akşam olmak üzere aç veya tok karına birer su bardağı içilir. Bu işleme toplam beş gün devam edilir. Beş gün uyguladıktan sonra üç gün ara verilir ve tekrar beş gün uygulanır. Böylece toplam on günlük kür tamamlanmış olur. Kısaca: 5x2U+3A
 
5 gün uygulama + 3 gün ara +  5 gün uygulama = Toplam 10 günlük kür
 
Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici bu on günlük kürü, bir  yıl boyunca üç veya dört defa yapmak en doğrusudur. Bu kürü uygulamaya başladığınızın ikinci veya üçüncü gününden sonra vücudunuzun terlediğini ve özellikle de yüz kısmınızda yağlı yağlı terlediğinizi görürsünüz. Aynı zamanda dışkıda da belirgin şekilde yağ oranının artığı gözlenebilmektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Prof.Dr.İbrahim Adnan Saraçoğlu kimdir?


28/10/2009 · Kategori: Prof_Dr_Ibrahim Adnan Sara_oglu

Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu,aslen Safanbolulu ve 1949 doğumlu.
Kimya eğitimini tamamladıktan sonra 1982 yılında Avusturya Bilim Araştırma Fonu'nun projesi üzerinden doktara çalışmasını Avusturya Graz Teknik Üniversitesinde tamamladı. Aynı üniversitesinin Biyoteknoloji-Mikrobiyoloji kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. 1985-1986 yıllarında Çukurova Üniversitesinde çalışan Saraçoğlu, 1987 yılında Doçent, 1994 yılında Profesör oldu. Türkiye'de lab'lı deterjanlara geçişin öncülüğünü yaptı.Karl Franzes Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan Saraçoğlu, aynı zamanda AVL Araştırma Merkezinde fizik ve medikal sensör bölümlerinde araştırmacı ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı.Viyana Teknik Üniversitesinde profesör olarak çalışan Saraçoğlu'nun uluslararası yayınlanmış makale ve patentleri var.

Son yıllarda Phyto-biyokimya ağırlıklı çalışan Saraçoğlu,bitkilerin insan sağlığı üzerindeki çalışam ve araştırmalarını aralıksız olarak sürdürmektedir. Amerika ve Avrupa'da internet üzerinden uluslararası bir çok sağlık siteleri ve Forumları "Prof.Saraçoğlu Yöntemlerini" tüm dünyanın hizmetine sunmakta ve yine tüm dünyadan binlerce insan her gün bu siteleri ziyaret etmektedir.

Brokolinin,prostatit ve iyi huylu prostat büyümesi(benigne prostate hyperplazy ve de lavanta'nın Hepatit-B ve Hepatit-C ye karşı etkilerini ilk defa tüm dünyaya tanıtan Prof. Saraçoğlu'dur.Bitkisel olarak önleyici ve koruyucu tedavi kavramını ve yöntemlerini ilk geliştiren Prof. Saraçoğlu'dur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kalp Krizi


28/10/2009 · Kategori: Dr_ Mehmet Oz

Dünyanın en ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’e göre kalp krizinin başlıca nedeni aşırı kilolar. Yaptığı buluşlarla Amerika’da ‘milenyum doktoru’ seçilen ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşamanın reçetesini verdi.
* Yaklaşan kalp krizi hissedilir mi?
Birçok insan kriz yaklaştığında uyarı sinyalleri alacağını düşünüyor ama doğru değil. Yanılıyorlar. Hastaların yüzde 50’si hiçbir sorun hissetmiyor, hatta kadınlar erkeklere göre daha az ağrı ve daha çok mide bulantısı hissediyor. En önemlisi, kalp krizi geçirenlerin yarıya yakını aslında çeşitli yaralanmalar sonucu hayatlarını kaybediyor. Aşk acısı yaşadığı için kalp ağrısı çektiğini söyleyenler yanılıyor. Çünkü kalpte basit sinirler var. Bu sinirler ağrı hissine neden olmuyor. Ağrı belli yerlere vurur. Kalp krizi gerçekleşirken, kalpteki sinirler değişik ağrı sinirlerine değerse kısa devre yapıyor. Sanki ağrı varmış gibi hissediyorsunuz. Kol, çene ve göğüste bu ağrı hissediliyor. İnsanların yüzde 50’sinde diğer sinirlere değmiyor. Yani, kalp krizi sırasında ağrı ortaya çıkmıyor.

Günde sekiz bardak su içmek kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor
Dünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Öz, kalp krizinden korunmanız için önerilerde bulundu: Aşırı şişmanlıktan kaçının. Kolesterol seviyenize dikkat edin. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor; sekiz bardak su için. Son tavsiyem ise, hayatta bir amacınız olsun…

* Kalp krizi erkeklerde mi kadınlarda mı daha sık görülüyor?
Kalp hastalığı kadınların bir numaralı katilidir. Kalp damar hastalıklarından ölenlerin yüzde 53.5′i kadındır. Kalp hastalığı her yıl erkekten fazla kadın öldürüyor.

EFOR TESTİ GARANTİ DEĞİL
* Sağlıklı görünen bir insan neden kalp krizi sonucu aniden ölür
?
Son derece sağlıklı görünen ama aniden ölen hastalara tanık olduk. Bu hastaların ölümüne neden olan yağ dolu plak, yıllar boyu sesiz sedasız tıkanır ve aniden parçalanır. Nedenlerini her zaman bilmesek bile, onun ardındaki hastalığın önceki gün başlamadığını biliyoruz. Sabah uyanıyorsun, kendini son derece sağlıklı ve dinç hissediyorsun. Sağlıklı bir koşu yapmaya hazırlanacak kadar iyi hissediyorsun… Çok ilginçtir; günün en tehlikeli saatleri sabah saatleridir. Gece yarısından sabah saat 10.00′a kadar olan süre… Çoğu durumda hasta egzersiz falan da yapmıyordur. Koşuya çıkarsınız, bazen kan akışındaki artış bu plakları yerinden oynatır. Belki de kendinizi bitkin hissediyorsunuzdur, göğsünüzde bir sıkışma olabilir, bunu başka bir şeye bağlarsınız. İşte o an size uyarı niteliğindeki sinyalleri tek tek harcıyorsunuzdur. Bu sizi, farkına varmadan öyle tehlikeli bir noktaya getirebilir ki…

* Efor çektirilmiş olmasına rağmen, kalp krizi riskini belirleyememe ihtimali var mı?
Kalbin üzerinde arterler var. Arterlerin de duvarları var. Arterlerde görülen sertleşme zamanla artıyor ve 30 – 40 yıl sonra bir gün kapanıyor. Hasta kalp krizi geçiriyor. Bazen tam kapanmak üzereyken, eforlu test yapılıyor. Tıkanma yüzde 80 ise, bulunuyor. Hastanın hayatını kurtarıyoruz. Ama bazen arterdeki sorun eforla tespit edilemeyecek kadar az oranda olabiliyor. Hasta sabah çok yağlı bir sucuk yiyor, öğlen birine çok kızıyor. Ondan sonra basınç artıyor, yırtılıyor. Etrafından geçen kan üzerinde birden pıhtılaşıyor. Ve beş dakika içinde tıkanıyor. Hasta bu nedenle yaşamını yitiriyor. Yani, tıkanma yüzde 40 iken aniden yüzde 100′e çıkıyor. Mc Donald’s’ın sahibi de nisan ayında efor testi çektirdi. Ancak mayıs ayında öldü.

* Efor testi kalp krizi riskini tetikler mi?
Bu aslında çok sorulan bir soru. Eforlu test yapılırken kalp krizi geçirmek mümkün. Ama çok nadir. Binde bir oranında bu risk var. Ama eforlu testi yapmazsanız, hastaların yüzde 10′unu kaybedebilirsiniz. Kalp krizi geçirmek üzere olan bir hasta grubu var. Onları kurtarmak çok önemli. Bu testi herkese önermiyoruz. Eforlu testin ne kadar pozitif olduğunu ölçmek lazım. Kadınlarda eforlu talyum testi kullanılmamalı. Kadınlarda eforlu EKO yapılmalı. Eforlu talyum testi için bütün araştırmalar erkekler üzerinde yapıldı. Bence kadınlarda geçerli bir test değil.

* Uçak seyahatlari kalp krizi riskini artırır mı?
Uçağın bazı yan tesirleri var. Birincisi; bacaklar saatlerce kıpırdamıyor, adaleler kanı kalbe doğru itiyor. İkincisi; seyahatte insanlar çok az su içer. Eğer iki saatten fazla uçakta kıpırdamadan durduysanız, bacak damarlarındaki kan pıhtılaşmaya başlıyor. Pıhtılaşan kan akciğerlere gidiyor. İşte bu çok tehlikeli bir durum. Kalp rahatsızlığı olsun olmasın, herkes uzun seyahatlerde kıpırdasın, iki saatte bir ayağa kalksın ya da olduğu yerde bacaklarını sık sık hareket ettirsin. Bol su içsin. Bir de yüksekten uçulduğu için güneşten gelen radyasyon var. Radyasyon insanı yaşlandırıyor. Tek çözüm az uçmak ama bu da iş dünyası için mümkün değil.

KÖTÜ TABLOYU İYİYE ÇEVİREBİLİRSİNİZ
* Yaşam düzenindeki değişiklikler kalp krizi riskini iyileştirir mi yoksa yalnızca durdurur mu?
Birçoğumuz düzenli beslenmenin, düzenli egzersizin ve sigarayı bırakmanın kalp krizi riskini azalttığını bilir. Eğer kötü alışkanlıklarla ilgili yeterince büyük bir adım atarsanız, sadece kötüye gidişi durdurmakla kalmaz, kötü tabloyu da geri çevirebilirsiniz. Kalp hastası değilseniz, kendi ihtiyaçlarına göre bir diyet ayarlaması yapabilirsiniz ama kalp hastasıysanız, bazı değişiklikler gereklidir. Bazı durumlarda beslenme düzeninde köklü değişiklik yapmak küçük değişiklikler yapmaktan daha kolaydır. Çünkü sonucu daha kolay alınır. İnsanlar birden kendilerini daha iyi hissetmeye başlar.

* Kalp krizi için en riskli grup iş dünyasının tepe kademeleri mi?
Aslında kalp hastalıklarına yakalanma riskini en çok alt gelir gruplarındakiler ve işsizler yaşıyor. Çünkü hayatlarından memnun değiller. Yaşamlarını kontrol edip yönlendiremiyorlar ve doktor tarafından düzenli bir şekilde kontrol edilmiyorlar. İş dünyasındaki insanlarda da risk çok yüksek. Kendilerini kuvvetsiz hissediyorlar, hayatta bir vazifeleri olmadığına inanıyorlar. Dünyada gerçekleşen büyük olaylar ekonomileri de büyük ölçüde etkiliyor. İkiz Kuleler yıkıldıktan sonra New York’ta bir araştırma yaptık. Kalp krizi oranının arttığını gördük. Bu artış özellikle finans çevrelerinde görüldü. Türkiye’de de depremden sonra arttı. Finans işinde stres çok yüksek. Bazen olaylar insanın kontrolünden çıkıyor. Borsada düşmeler, çıkmalar, işlerin bozulması, işsiz kalmak stresin ortaya çıkmasına neden oluyor. Stresin de kalp krizinde büyük rolü var. İş dünyasındakiler yaşadıkları stres nedeniyle işsizler grubuna giriyor.

* Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
Obezite (aşırı şişmanlık) kalp krizine yol açan risk faktörleri arasında en kolay çözüm bulunabilen konudur. Kolesterol seviyenizi ölçtürün. Toplam kolesterolün yanı sıra HDL, yani iyi kolesterol ve LDL kötü kolesterol oranlarını da öğrenin. Kötü olanını yani LDL’yi 100′ün üzerinde tutmaya çalışın. Bu özellikle 65 yaşından önce kalp krizi geçirmiş bir akrabanız varsa, daha da önem kazanıyor. Üçüncüsü ve en kolay olanı ise günde altı – sekiz bardak su için. Masanızın üzerinde sürekli olarak su bulundurun. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor. Son tavsiyem ise, hayatınıza bir amaç kazandırın. Ruhsal sağlığınız kalp sağlınızı çok yakından ilgilendiriyor. Yalnız yaşamanın kalp ameliyatı sonrasında tablonun kötüye gitmesi açısından başlı başına bir risk faktörü oluşturduğunu biliyoruz. Yani, kalbinize atmaya devam etmesi için bir neden yaratın.

İyi kolesterolü düşük olan spor yapmalı

* Kalp krizi sırasında yaşam şansını artıracak en önemli etken nedir sizce?
En iyisi Aspirin. Etkisi o kadar büyük ki, hastaneye gelen yoğun bakıma aldığımız her hastaya veriyoruz.

* Türkiye’de kalp krizini önlemenin önündeki en büyük engel nedir sizce?
Bizde genetik olarak iyi kolesterol çok düşük. Bunun tedavisi için şu an bir ilaç yok ama ileride olacak. Batı diyetinin yaygınlaşması sonucu Türkiye’de obezite oranı 10 yıl içinde iki kat arttı. Bunun için atalarımızın yediği yemeklerden uzak kalırsak, bizdeki kalp krizi oranı acayip yükselecek. İyi kolesterolümüz düşük olduğu için bizi koruyacak hiçbir şey yok, ilaç yok. Hiçbir tedavi yok. Koruyucu kolesterol düşükse bunu yükseltmek için tek bir tedavi var, o da spor.

Yaşamak için amacınız olsun

* Yorgunluğun olumsuz etkisi olduğu doğru mu? Günde kaç saat çalışılmalı?
Bence çalışmamak çok çalışmaktan daha kötü. Ameliyat ettiğim hastalarda hep aynı sıkıntıya giriyorum. Kadın diyor ki ‘Eşim artık işi bıraksın, paraya ihtiyacımız yok’ Hasta ise, ‘Ben çalışmadan ne yaparım’ diyor. Genelde erkeğin tarafını tutuyorum. Çünkü dediği doğru. Yaşamak için bir amacın yoksa, yaşamazsın o zaman.

* Kalp krizi pazartesileri ve sabaha karşı ortaya çıkıyor. Neden?
Sabaha karşı kalp krizlerinin arttığını gösteren araştırma İngiltere’de yapıldı. Buna göre, sabahları vücuttaki hormonlar değişiyor. İkincisi; kötü rüyalar bazen her şeyden daha fazla stres yaratıyor. Aynı araştırmada, en fazla ocak ayında ve pazartesi günü kalp krizi geçirildiği saptandı.

Yorum (yok) Yorum yaz!